EHAD Genel Başkanı Sağlam: Hafızlık teşvik edilmeli

23Oca

EHAD Genel Başkanı Sağlam: Hafızlık teşvik edilmeli

Kısa adı EHAD olan Evrensel Hafızlar Derneği, şube başkanları toplantısını Ankara’da yaptı.

Toplantıya EHAD Genel Başkanı Abdulkadir Sağlam, başkanlık divanı üyeleri, şube başkanları ve şube temsilcileri ile hanım komisyonu başkanları katıldı.

Kur’anı Kerim tilavetiyle başlayan programda başkanlık divanı sunumları ve rapor müzakereleri yapıldı.

Kişisel gelişim uzmanı Hüseyin Kazan, EHAD tarafından önümüzdeki günlerde ülke genelinde Kuran Kursu öğrencilerine yönelik düzenlenecek olan Hafızlık Yolu semineri verdi.


Kur’an’a hizmet şereftir..!

Toplantının açılışında konuşan EHAD Genel Başkanı Abdulkadir Sağlam, Kur’ân-ı Kerim’in Allah katından insanlığa sunulan en büyük lütuf ve aynı zamanda bir hidayet kaynağı olduğunu belirterek “İnsanları karanlıklardan aydınlığa çıkaran yüce ve kusursuz bir kaynak olan Kur’ân-ı Kerim, bütün kitapların ve ilimlerin ana menbaıdır. Kalpleri ürperten, çağlara meydan okuyan, bir benzeri asla olmayan Kur’ân’a duyulan ihtiyaç her geçen gün hızla artmaktadır.”şeklinde konuştu. “Ümmetimin en şereflileri Kur’an’ı ezberleyenlerdir” hadisi mucibince bir araya geldiklerini ve Kuran’a hizmetin şeref olduğunu vurgulayan sağlam Türkiye’nin muhtelif illerinden seçkin hafızların bir araya gelerek kurduğu EHAD, ülke sathında hafızlık geleneğini sürdürmeyi amaçlamaktadır.” diye konuştu. Sağlam, Kuranı Kerim’i ve Hafızı en iyi kim anlatacak konulu kompozisyon yarışması, sahih okuma dersleri, motivasyon seminerleri vb bir çok projeyle çalışmalarını her geçen gün hızlandırdıklarını sözlerine ekledi.

Çalışmalarımızı ülke geneline yayıyoruz..

Kuruluşundan bu yana teşkilatlanma çalışmalarına ağırlık verdiklerini belirten EHAD Genel Başkan Yardımcısı Ali Özdemir ise yaptığı konuşmada “Derneğimiz oldukça kısa bir zamanda 71 ilde ve 100’ün üzerinde ilçede teşkilatlanmasını tamamlayıp şube başkanı ve temsilciler vasıtasıyla çalışmalarını sürdürmektedir. Ayrıca hanımlar komisyonumuz da ülke genelinde görevlendirilen temsilciler vasıtasıyla hanımlara yönelik çalışmalar yapmaktadır. Amacımız bu hizmeti bütün Türkiye genelinde yapmaktır. “diye konuştu.

Hatimle teravih kıldıran imamlara umre hediyesi Ramazan boyunca teravihleri hatim indirerek kıldıran imamların plaketle ödüllendirildiği programda bu yıl umreye gitmeye hak kazananlar şube başkanlarının huzurunda kurayla tespit edildi.

Umreyle ödüllendirilenlerin www.ehad.org.tr adresinden ilan edildiğini belirten dernek yetkilileri bu geleneğin önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini ilan etti.

 

23Oca

EHAD Genel Başkanı ile Yapmış Olduğumuz Söyleşi

Bir süre önce yaptığım ve VAKİT’te yayınlanan Evrensel Hafızlar Derneği (EHAD) Genel Başkanı Abdulkadir Sağlam söyleşimizi buradan okuyabilirsiniz.

Evrensel Hafızlar Derneği (EHAD) Genel Başkanı Abdulkadir Sağlam Vakit’e konuştu; “Hafız yürüyen Kur’andır”

“Kur’an-ı Kerim büyük bir lütuftur”

“Kur’an’a hizmet şerefimizdir”

M. MUSTAFA UZUN

Kısa adı EHAD olan Evrensel Hafızlar Derneği, milletimizin yüzünü ağartan çalışmalara imza atıyor. Gerçekleştirdiği programlarla mukaddes kitabımız Kur’an- ı Kerim’i merkezine alan dernek, hafızlık eğitimi gören öğrencilere maddi ve manevi desteğin yanı sıra insanımızın Kur’anla irtibatlarını sağlamlaştıran faaliyetler yürütüyor. Derneğin Genel Başkanı kurra Hafız Abdulkadir Sağlam’da bu işe gönül vermiş, değerli bir insan. Kur’anın eşsiz sedası ve manasının nesillerden nesillere aktarılmasında hafızların büyük emeği olduğunu belirten Sağlam “Kuran’ın özüne ve ruhuna sırtını dönen milletler asla huzurlu ve müreffeh olamamıştır” diyor. Hafızlık müessesesinin son durumundan, Kur’an-ı Kerim’i güzel okumanın önemine kadar birçok konuyu Abdulkadir Bey ile görüştük. Buyrun;

KUR’AN SEVDALILARI KURDU

*Öncelikle EHAD ile başlayalım Abdulkadir Bey. Nedir EHAD?

*Kur’an-ı Kerim’i öğrenmeyi ve öğretmeyi kendisine düstur edinen bir grup Kur’an sevdalısı tarafından 2007 yılında kuruldu. “Ümmetimin en şereflileri Kur’anı ezberleyenlerdir” hadisi mucibince bir araya gelen bu sevdalılar, hafızlık geleneğinin sürdürülmesi ve yeniden hak ettiği ilgiyi görmesi için bu derneği kurdu.

*Nereden aklınıza geldi peki böyle bir derneği kurmak?

*Dünyaca ünlü hafızların katıldığı Kur’an ziyafetleri ile statları hınca hınç dolduran milletimizin Kur’an aşkı bizi böyle bir derneği kurmaya zorladı. Ve bu dernek aracılığıyla hafızlık müessesesini yeniden canlandırmayı, Kur’an’ı Kerimin sahih okunmasına ve mevcut sorunların aşılmasına yardımcı olmayı amaçlıyoruz.

*Kur’an-ı Kerimi sahih okumak ne demektir?

*Kur’an-ı Kerimi sahih okumak demek; Meharic-i huruf, sıfat-ı huruf, tecvid ve talim üzere okumak demektir. Bunları birer kelimeyle açacak olursak; Meharic-i huruf, harflerin çıkış yerleridir. Harfleri birbirinden ayırt eden terazi konumundadır.

*Önemi nedir?

Meharic-i huruf, harflerde altın gibidir. Altının kalıba döküldüğü, işlendiği zaman kıymet ifade ettiği gibi harflerde mahrec kalıbında işlendiği zaman anlaşılır, ifade edilir. Sıfat-ı huruf’da mahreçten okunan harflerin sesi ve bu sesin aldığı şekillerdir. Sıfat mihenk taşı gibidir. Altının keyfiyeti bu taşla anlaşılır. Tashih-i huruf ise harfleri sıfatlarına göre mahreçlerinden tashih etmek yani düzeltmektir.

KUR’AN GELİŞİGÜZEL OKUNAMAZ

*Neden tashih yaparız?

*Kim daha güzel Kur’an okumak istiyorsa o kadar tashih yapmalıdır. Tashih bu nedenle yapılır.

*Tecvid?

* Tecvid ise bir şeyi hoş ve güzel yapmaktır. Bütün harfleri sıfatları ile mahreçlerinden okumak, duruş, yeniden başlayış, med yani uzatma ve tutma gibi kuralları tam yapmaktır. Talim ise öğrenmek ve öğretmek demektir. Tabiri caizse işin tekniğini ve atölyesini oluşturur. Bu harflerin, sıfatların, mahreç ve tecvidin usta bir ağızdan yani Fem-i Muhsin tarafından uygulamalı olarak öğrenilmesidir.

*Peki, Kur’an-ı Kerim’i tecvide uygun okumanın dinimizde hükmü nedir?

*Kur’an-ı Kerim’i sahih okumanın bir ilmi, bir de uygulama yönü vardır. Namaz kılanın kendisi işitebilecek kadar harfleri belirterek Kur’an-ı Kerimden ezbere okuması farzdır. Bu kadarını bir ehlinden öğrenmek mümkündür. İleri seviyede ihtisas yapmak ve namazı kıldırıp Kuran-ı Kerim’i öğretmek isteyenler ise kendilerini yetiştirebilirler. Bir şahsın yazdığı kitabın noktasına virgülüne dikkat edilirken Allah’ın kelamı bir nevi taklit edilerek uluorta, gelişi güzel okunmamalıdır.

KUR’AN SESLERLE SÜSLENEBİLİR

*Sıkıntılı durumlar ortaya çıkar…

*Elbette. Bakın, bir TV programında ‘Namazda şu harfi buradan çıkartacaksın, bu harfi buradan çıkartacaksın demek namazın önündeki perdelerden birisidir’ denilmiş ve cehalet sergilemiştir. Halbuki Kıraat’ın en büyük üstadı olarak bilinen İmam Cezeri, ‘Mukaddime’ adlı risalesinde ‘Kuran’a başlamadan önce okuyucuların maharici alim etmeleri farzdır’ buyurmuşlardır. Yani evvela mahreci öğrenmeleri farzdır. Sonra harfler öğrenilecek demektir. Çünkü kıraat ilmine göre harf, mahrecinden çıkan sestir. Tecvidin gayesi Peygamberimiz (S.A.V)’den duyulduğu üzere Kur’an okuyuşunda en olgun seviyeye ulaşmaktır. Faydası ise iki cihan saadetidir. Kuran okumada tecvide olan ihtiyaç, hayat için havaya olan ihtiyaç gibidir ve bu ihtiyaç kitap, sünnet ve icma ile sabittir. Peygamberimiz; (S.A.V) ‘Kur’an-ı benden öğrendiğiniz gibi okuyun. Kur’anı sesinizle ziynetlendirin’ buyurmuşlardır. O nedenle Kuran kıraatinde sahih okuyuş kurallarını bozmadan sabihi, rast, uşşak ve hicaz gibi makamları icra edilebilir. Ancak ses kulağa hoş gelsin diye işi sadece nağme ile musiki ile okumak şahsi okuyuştan ileri geçemez ve Allah rızasına ulaşılmaz. Ehl-i Kur’an’dan onay alamaz. Asıl olan her okuyucuyu bir tarağın dişleri gibi aynı seviyeye getirmektedir. Onun için de bir Kuran Sempozyumu zaruret haline gelmiştir. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim mahareci hurufa, sıfatı hurufa göre talim edilirse bu mümkündür. Çünkü bütün dünyada talim aynıdır.

ÖRNEK NESİLLER YETİŞTİRMEK İSTİYORUZ

*Evrensel Hafızlar Derneği (EHAD) bu nedenle mi kuruldu?

*Evet. İnsanlığın hidayet kaynağını öğrenemeyen yeni nesil, milli ve manevi değerlerinden yoksun bir şekilde yetişti. Son yıllarda suç oranlarındaki artışlar, okullarda cereyan eden ve cinayetlere varan şiddet görüntüleri, uyuşturucu madde kullanımının ilkokul sıralarına kadar düşmesi ülkemizin büyük bir manevi bunalımın eşiğinde olduğunu göstermekte. Gençlerimiz bugün büyük bir boşluğun içinde. İçinde bulunduğumuz manevi buhranın en önemli sebebi kanaatimizce din eğitiminin yetersizliğidir. Milli Eğitim müfredatına sıkıştırılmış birer saatlik din kültürü ve ahlak bilgisi dersleriyle gençliğimiz içinde bulunduğu manevi bunalımdan kurtarılamaz. Bizler bu boşluğu doldurmanın gayreti içindeyiz. Dernek olarak amacımız Kur’an-ı Kerimi öğrenen, öğreten, muhtevasına vakıf olmaya çalışan ve bu uğurda hizmet verenlere her türlü katkıda bulunmak, bu amaçla faaliyet gösteren kişi, kurum ve kuruluşların sorunlarına çözümler üretmek ve stratejiler geliştirmektir. Milli, manevi, ahlaki ve evrensel değerlere sahip, ruhsal ve bedensel yönden sağlıklı, üstün vasıflı örnek nesiller yetiştirilmesine katkı sağlamak arzusundayız.

* Hafızlık müessesesi neden önemli?

*‘Kur’an’ı” biz indirdik; onu koruyacak olan da biziz’ diyen Allahu Teala on dört asırdır Kur’an’ın tek harfine dahi dokunulmasına müsaade etmemiştir. Kur’an’ın tahrif edilmeden yayılıp yaygınlaşmasında ve bugünlere gelmesinde hafızların büyük rolü bulunmaktadır. Kur’an’ın eşsiz sedası ve manasının nesillerden nesillere aktarılmasında büyük emeği olan hafızlar, bir anlamda Kur’an’ın koruyucularıdır.

HAFIZLAR YÜRÜYEN KUR’ANLARDIR

*Çok önemli yani.

*Kesinlikle. Hafızlar; yaşayan ve yürüyen Kur’an olarak nitelendirilmişlerdir. Peygamberimiz,(s.a.v) hafızları vahiy getiren meleklere benzetmiş ve cennette onlarla beraber olacağını müjdelemiştir. Sevgili peygamberimiz, İslam’ı tebliğe hafızları memur kılmış, üstün zekâ ve kabiliyetleri sebebiyle elçilik ve valilik görevlerinde hafızlara öncelik vermiştir. Vefatlarında dahi önce onları defnetmiştir. Halifeler ve İslâm devlet reisleri daima bu alışkanlığı teşvik etmişlerdir. Osmanlı Devleti Kur’an’a duyduğu derin saygı ve hürmet neticesinde cihan devleti olmuş ve asırlarca Kur’an’ın bayraktarlığını ve muhafızlığını yapmıştır. Hafız olmak veya hafız yetiştirmek bütün Müslümanların üzerine farzı kifayedir. Ayrıca hayır ve hasenatın en şereflilerinden birisidir. Bu hayırlı gelenek bazı dönemlerde akamete uğrasa da üzerinde yaşadığımız bu topraklarda yüzyıllarca süregelmiştir.

*Peki, şu anki durum nedir?

*8 yıllık kesintisiz eğitim, din eğitimi alanında ciddi sorunlar ortaya çıkarmıştır. Kademeli eğitim şarttır. Hafızlık yapmak için en müsait zamanda çocuklar hafızlık yapabilmeliler. Maalesef Türkiye’de hafızların sayısı giderek düşmektedir. Önlem almamız lazım.

KUR’AN ÖLÜLER KİTABI DEĞİLDİR

*Bu yüzden çalışıyorsunuz…

*Evet. Müntesibi olmaktan büyük bir şeref duyduğumuz İslam’ın mukaddes kitabı olan Kur’an-ı Kerim, Allah katından insanlığa sunulan büyük bir lütuf ve aynı zamanda hidayet kaynağıdır. Kalpleri ürperten, çağlara meydan okuyan, bir benzeri asla olmayan Kur’an’a duyulan ihtiyaç her geçen gün hızla artmaktadır. Keşmekeşin, çirkefliğin, kaos ve kargaşanın işgal ettiği dünyamızın tek kurtuluşu Kur’an’a sarılmaktan geçer. Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy, “İnmemiştir hele Kur’an, bunu hakkıyla bilin, Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için” diyerek, Kur’an’ın rehber olma özelliğini vurgulamıştır. Yine Hz. Mevlana “Ben yaşadığım müddetçe Kur’an’ın kulu, kölesiyim” diyerek Kur’ana olan bağlılığını ifade etmiştir. Bizler mukaddes kitabımız Kur’ân’ı yeniden hayatımızın merkezine yerleştirip onu beşik ile mezar arasındaki yolculuğumuzda başucu kitabı haline getirmek istiyoruz. Hafızlık Kur’an-ı Kerim’in sadece lafzını hafızasına alıp beynine ve belleğine hapsetmek değildir, onun manasını hayatına inşa etmek demektir. Şunu iyi bilmeliyiz ki Kur’an’a hizmet şereftir. Kuranı Kerim’in Enbiya suresi 10. Ayetinde Allah’u Teala bize şöyle buyuruyor. “Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” Tarihte Kur’an’a hizmet eden nice millet ve devletler tarihin şeref levhalarına isimlerini altın harflerle yazdırmışlardır. Kur’an’ın özüne ve ruhuna sırtını dönen milletler ise asla huzurlu ve müreffeh olamamıştır.

*Ne yapmalı, işe nereden başlamalı?

*İşe ilim-irfan yuvaları olan Kur’an kurslarımızın yeniden ihyası ile başlanması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü Kur’an kursları nesillerimizin dini ve milli kültürümüz ile ilk tanıştıkları sevgi, saygı, kardeşlik ve fedakârlığın benimsendiği ibadetlerin usulüne uygun olarak yerine getirmesinin öğretildiği yerlerdir.

HAFIZLIĞA ÖZEL ÖNEM VERİLMELİ

*Neler yapılabilir, neler yapılmalı?

*Din hizmetinin başarılı olmasının önemli şartlarından biri olan hafızlık müessesesini yaşatmak lazım. Bir taraftan okula, boş zamanlarında ise Kur’an Kurslarına göndermek sureti ile çocuklarının hafız olmasını arzu eden velilere zemin ve imkân hazırlamak amacı ile ilköğretimin altı, yedi ve sekizinci sınıflarına devam edenlerin spor, müzik, yabancı dil gibi kurslara gidebildikleri gibi Kur’an Kurslarına da devam etmelerine imkân sağlayan bir düzenleme yapılmalıdır. Kur’an Kursu öğreticiliği için getirilen yüksek tahsil şartı devam etmeli, pedagojik formasyon şartı aranmalıdır. Öğreticilerin hafız olanlarına öncelik verilmelidir. Hizmet içi eğitim kurslarında öncelik Kur’an Kursu öğreticilerine verilmelidir. Kur’an Kurslarının bina, araç gereç ve diğer giderlerine ödenek ayrılmalıdır. Yaz kurslarına devam etmek isteyenler ile camilerde Kur’an’ı Kerim öğrenmek isteyenlere de yaş ve tahsil şartı aranmamalı ve bu kursların açılması için gerekli olan bürokratik işlemler azaltılmalıdır. Yaz kurslarında camilere gelen öğrencilerden hafızlığa yatkın öğrenciler görevliler tarafından hafızlık yaptırılmak üzere Kur’an Kurslarına yönlendirilmelidir. İmam Hatip Liselerinde “Hafızlık Sınıfı” oluşturulmalı, istekli öğrencilere bu sınıflarda Hafızlık yaptırılması sağlanmalıdır. Zorunlu eğitimin 8 yıla çıkması ile Kur’an Kurslarının zarar görmemesi için Kur’an Kurslarının adı “Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an Eğitim Merkezi” olarak değiştirilmeli ve Milli Eğitim Bakanlığının uygun göreceği kültür dersleri bu eğitim merkezlerine konmak sureti ile ilköğretimin ikinci kademesini Kur’an Eğitim Merkezinde tamamlamalarına imkân sağlanmalıdır. Hafızlık belgesi alan öğrenciler iş merkezleri ve fabrika mescitlerinde veya müezzinlik kadrosu ile köy camilerinde görevlendirilmelidir. Hafızlara, yüksek öğretimde İlahiyat Fakültesini tercih ettikleri takdirde belirli bir ek puan verilmelidir. Kırat-ı Aşere mezunlarının Kur’an Kurslarında görev almaları sağlanmalıdır. Yurt dışı Hac görevlendirilmelerinde öncelik tanınmalı, kafile başkanlığı verilmeli. İl ve ilçelerde uzman hafız olarak atamaları yapılmalıdır. 1975 de hafızlara verildiği gibi, onlara da bir derece verilerek taltif edilmelidir. Onlar Kur’an-ı Kerim’i 4 yıldan fazla bir zaman içerisinde iki defa yazıp okumaktalar. “Kur’an Kursu Öğreticisi” ifadesi Kuran Kursu Öğretmeni olarak değiştirilmeli ve hayat standartları öğretmenlerle paralel olmalıdır. Kur’an Kursları müfredatına; hadis, hat, dini musiki gibi dersler konulmalıdır. Kur’an Kursu öğrencileri de diğer öğrenciler gibi devletin öğrencilere tanıdığı tüm haklardan faydalandırılmalıdır. Kur’an Kurslarına rehberlik servisleri açılmalıdır. Öğrenciler Kur’an Kurslarını sevmeleri için teşvik edilmeli, özellikle hafız öğrenciler “Hac veya umre ziyareti” ile ödüllendirilmelidir.

“HER VAV AYNI DEĞİLDİR! OKUNURKEN DE”

*İnşallah. Peki, derneğinizin yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?

Genel merkezimizde erkek ve hanım kardeşlerimize ayrı ayrı Kuran-ı Kerimi düzgün okuma dersleri veriyoruz.“Her vav aynı değildir! Okunurken de” adını verdiğimiz projeyi gerçekleştirdik. Bu proje kapsamında yaklaşık bir ay süreyle yatılı olmak üzere kardeşlerimize hızlandırılmış Kuran-ı Kerim-i sahih okuma dersleri verdik. Maharic-i huruf, sıfatı huruf, tashih-i huruf, tecvid, talim ve kıraat derslerinin yer aldığı Kur’anı Kerim’i sahih okuma derslerine din görevlileri, hafızlar ve yeterlilik sınavına hazırlanan kardeşimiz katıldı. Ayrıca Anadolu Gençlik Derneği ile işbirliği yaparak hanım kardeşlerimizin katıldığı Sadayı Kur’an yarışması düzenliyoruz. Halen müracaatların devam ettiği yarışmamıza yoğun bir ilgi var.

*Sadece Ankara’da mısınız?

*Hayır. Şu anda 4 ilde şubemiz mevcut olup 15 civarında ilde de hazırlıklar devam etmektedir. Genel merkez olarak Ankara’da yaptığımız çalışmaları Türkiye geneline yaymak için şubeleşme çalışmamız devam etmekte. İnşallah en kısa zamanda bu şubelerimiz de faaliyete geçecektir.

KUR’ANA GÖNÜL VEREN HERKESE KAPIMIZ AÇIK

*Bilgi almak isteyenler?

*Konuyla ilgili kardeşlerimiz www.ehad.org.tr adresinden takip edebilirler. Ayrıca bu çalışmaların yanı sıra Kur’an kurslarını ziyaret ederek öğrencilere çeşitli hediyeler takdim ediyor ve onları motive edici sohbetler düzenliyoruz. Öğrencilerimizin dışarıdan okul bitirmelerine yardımcı olmak için Ankara’da merkezi bir Kur’an kursunda eğitim veriyoruz. Tespit ettiğimiz hafız ve hafız adaylarına imkânlarımız ölçüsünde bursta veriyoruz.

*Ne güzel. Peki, sadece ‘hafızlara’ yönelik mi çalışıyorsunuz?

*Öncelikle hafızlar ve hafız adayları olmak üzere Kur’anı Kerim’i sahih okumak isteyen tüm kardeşlerimiz muhatabımızdır. Ancak kalbini Kur’anın nuruyla aydınlatmak ve mukaddes kitabımızdan feyz almak isteyen bütün kardeşlerimiz bizim doğal hedef kitlemizdir. Bu kardeşlerimizin öncelikle Kur’anı sahih bir şekilde okuyup, sonra onu anlayıp ve hayatlarına tatbik etmelerine yardımcı olmak bizim hem Müslüman olarak görevimiz, hem de derneğimizin kuruluş amacının bir gereğidir. Bu manada hafız olsun olmasın Kur’ana gönül vermek isteyen herkese kapımız açıktır.

VAKİT’E VE OKURLARINA TEŞEKKÜR EDİYORUM

*Teşekkür ederim Abdulkadir Bey, başarılar dilerim.

*Ben teşekkür ederim. Bu röportajı gerçekleştirerek faaliyetlerimizi anlatma fırsatı verdiğiniz için size ve derneğimizin kuruluşundan bu yana gösterdikleri ilgi ve alakadan dolayı Vakit yönetimine teşekkür ediyoruz. Rabbim hayırlı çalışmalarınızda yardımcınız olsun. Vakit okuyucularına da sevgi ve selamlarımızı iletiyor bundan sonra geçekleştireceğimiz organizasyonlara kendilerini davet ediyoruz.

Fotoğrafaltı 1: Arkadaşımız M. Mustafa Uzun’a konuşan Evrensel Hafızlar Derneği Genel Başkanı kurra Hafız Abdulkadir Sağlam; “Kuran’ın özüne ve ruhuna sırtını dönen milletler asla huzurlu ve müreffeh olamamıştır”dedi.

Fotoğrafaltı 2: Kurra Hafız Abdulkadir Sağlam; “Hafızlar; yaşayan ve yürüyen Kur’an olarak nitelendirilmişlerdir. Peygamberimiz,(s.a.v) hafızları vahiy getiren meleklere benzetmiş ve cennette onlarla beraber olacağını müjdelemiştir” dedi.

Fotoğrafaltı 3: “Kur’an’ın tahrif edilmeden yayılıp yaygınlaşmasında ve bugünlere gelmesinde hafızların büyük rolü bulunmaktadır. Kur’an’ın eşsiz sedası ve manasının nesillerden nesillere aktarılmasında büyük emeği olan hafızlar, bir anlamda Kur’an’ın koruyucularıdır.”

23Oca

O Ve Aşk…

610’da bir ateş indi semadan. O ki hıçkırıklara boğdu zulmün esiri olan yürekleri, haykırdı pisliğe gömülmüş karanlıklara ve huzurun nuruyla ışıdı. Öyle yürek yakıcı bir ateşti ki, nice körelmiş yürekleri dağladı. Hesap sormak değildi onun işi, gizeme el uzatmak değil. İşitmeyene kâinatın her ezgisini duyurdu, görmeyenleri fezalara uçurdu. Lezzeti doyumsuz, ebediyete uzanan bir köprüydü inen. O inen öyle mübarekti ki gittikçe büyüyen semalarda, ne ateş durabilirdi yerin kilometrelerce altında, ne de yıldızlar boşlukta kaymadan asılı kalabilirlerdi telaşlarından. Öyle coşku ki sükûtluk altında ezilmiş, öyle aşk ki mecnunu sevindirmiş. Bu bilinenin içinde kayboluş, var olanın içinde yok oluş, adımları kutsal soluğu her cana nefes. O kutlu gece ona dayanabilen taş bağırlı Hira, ona ‘’ikra’’dedirten ise nurun içinden de seçilen bir nur, hakiki insan, hakiki kul, sevgililer sevgilisi Hz. Muhammed(sav).peygamber; aklın yittiği bir aşk kapısına köprü, elçi ve naralarını işittiğimiz sağ eli göğsünde âlemleri selamlayan bir ateş. Her gece gözyaşları içinde eğildiğimiz secdedeki Kâbe, mutluluğun tacı bir melek,’’Hu Allah’’haykırışlarının yükseldiği bir huzur. Rivayeti satılanların ötesinden ötesine, insanı insan yapan o kulluk sıfatının baş tacı.’’Kur’an-ı Kerim’’,ateşler içinde altın sarısı nağmeleri ile parıldayan ’Kur’an-ı Kerim’.Nura yoldaş, sevgiliye sevgili olanlara sırdaş, kuytu köşelerin ağır kokulu nefesiyle kirlenen bu dünyayı arınmaya çağıran ’Kur’an-ı Kerim’. Dava, savaş, zaruret olan ’Kur’an-ı Kerim’.Ey Rabbim! Ne çok seviliriz ki senin katında her gün her parçamız, şevkimiz, aşkımız itaat etmiş bu sözler huzurunda. Nasıl bir kelam ki bu, bir harfi üzerine yazılsın diye ağaçlar kurban olmaya hazır. Kimin yâri ki bu şeytanın içinden bile nurani yaşlar koparır. Kime ki, kime ki bu teslimiyet tüm irşada egemen olsun? Ey Settah! Ey Rahman! Biz maddiyatı boynuna tasma etmiş günaha yüzü dönük kullarına mı bu gönüllerin sultanı. O gül kokulunun imtihan kokan kardeşlerine mi? 2* .Senin aşkın nasıl alınır, sürülür ele göze. Böyle ağır bir yük insan sıfatına layık mıdır? ’Kur’an-ı Kerim’ hissiyat âleminden bir parça ile telaffuz edilir. Ama tefsiri; bu kelimenin ağırlığı, ancak hafız tarafından  anlatılabilir. Hafızlık… Hafızlık teninin her parçasını cesaret duvarları ile ören meydandaki bir savaşçı mıdır? Semanın hiç bitmez çığlıkları, el açanların ıstırapları mıdır? Sabahı yaşayan, rahmetin uçsuz bucaksız toz maviliğini izleyen bir tek onlar mıdır? Hüzün dağının zirvesine pişmişliğin adı, huzur seccadesini sermek mi, yoksa çiğliğin adı, yeni bir günü müjdelemek midir hafızlık? Yüzlerce imamın ’Allah-ü ekber’ sesine bir anda irşat kesilmek midir? İnsanın kalbinde var olmuş her sevgiyi silmek ve yalnızca O’na ait olmak mıdır? Ya da her soruya cevaben sessiz kalmak, ağırlığının altında ‘sessizliği’ ezmek midir? Tek bir odada dünyadan ayrı bir zaman ve mekânda, sükûnetin esiri olmuş bir lahzada denileni bilinmeyen gibi yaşamak mıdır? Hafızlık, yaprakları hafif bir rüzgârda bile yere savrulan mücevher adlı bir çiçektir aslında. Hafızlık yolunda olanlarda onun hasbıhaline yoldaş ince bir sızıntı; su kaynağı. Çorak topraklara efendi olsan da O’nu kalplerde yetiştirmek için özen gerek, sabır gerek, manayı ayırmak öze öz katmak gerek. Bu bir küçük çiçeğin koca kâinat karşısında mütevazılığını almak gerek. Eteklerin, feracelerin, Mevlevilerin altında aşkın ateşi ile dönmek gerek. Yunusun halk bağrını açıp deşmek gerek. Yesevi misali 63 yaşında mezara girmek gerek. Allah kelamını bilmek, benliğimizin acziyyetinin vermiş olduğu hayâ ve en güzel nağmelerle kelama eşlik etmek gerek. Hafızlık… Bu dünyada aynı dili konuşan, buhran ve mâsivâdan sıyrılan birileri gerek. Yarabbi ne güzel bir mertebe o öyle, nasıl bir teslimiyet? Günlerce ağlanan secdede incilerle dolmuş, su fırçasından dökülmüş bir ebru gibi buram buram Hak kokuyor. Hak’ın gözleri; yakan gözleri, rahmeti; kelebekler gibi süzülen cennet rahmeti, aşkı; her salisede binlerce mahlûkatın ‘Hu Allah’ deyip deyip nefeslerin pervane gibi tutuştuğu aşkı, “O Ve Aşk’’

Evrensel Hafızlar Derneği

www.ehad.org.tr

12 çalınmış hafızlık mertebesinde. Öyle muhafaza ediliyor ki bu hazine; cahiller bir kör misali o kara perdenin göğsünde yatıyor. Hiç olmamış, olmayacak gibi. İman tahtası huşu ile dolmamış, dolmayacak gibi, yasak bir söz, bir sevgili gibi. O sevgili ki hep rahmetle, merhametle bakar. O sevilen ki Leylalığını bilmeyip kendi çetin döngüsünde bir oyun telaşına dalar. Dalmak, dalmak. Sen ölmeden önce uyan ey sevgili. Sen mabedinin bağrına toprak serpilmeden, içindeki kurtlardan daha hakiki mahlûkatlara yenilmeden, çürük çarık olup her temsilde müthiş olan sıfatını, maddi ve manevi üzmeden uyan sevgili diyen sevgili; hiçbir zaman kapanmayan kapını milyonda bir zamanda, milyonda bir günahta yumrukladığım için sana mı sığınayım? Ben hem-dert, ben bi-perva. Ben öyle bir haldeyim ki, tuttuğum gökyüzünde, bastığım hep az ötemde, hastalıklı ruhumsa her ikisinin de peşinde. Sen’inle konuşma mükâfatını bilmeden, çevirdiğim yapraklardır Sen’in sesin. Ya Rab! Koyu karanlıklar değilmiş içimi zifirileştiren. Her uzvumdan akan siyah katran öyle bir dünya zerresi ki içi isyanlarla, küfürlerle dolu. Sen’in sesin(’Kur’an-ı Kerim’) ise öyle derin bir âlem ki hangi iklimlerden dem vuruyor, nelere dalalet! Vurulmuş, vurulmuş, binlerce kez vurulmuş, acıdan yoksun zincirlere körelmiş insanlar. Cehdim nefis, hakikatim Allah. Böyle büyük bir hakikate; ‘’dizlerin bağını çözdüren, düğümlerin bölük bölük ettiği hayat urganında her lisanı öğreten, kıvrım kıvrım akan yolun çetinliklerini, acı cefanın getirdiklerini büyük bir aşka, zevke, ruha dönüştüren’’ hakikate, nasıl olunmasın boynu bükük bir sürü! Benim ibadetim takladır, koşmaktır, yerde öylece uzanmaktır, mührü basıp dilini susturmaktır, kanamak kanamak her iliğim özünü yitirene kadar kanamaktır, benim ibadetim Allah’ı sevmektir. Ben onu severim, zaten gerisi hep gayrisidir…

1*Yasin suresi 8. ayette görüldüğü üzere günümüz insanlarının esiri kibir, yani boyna takılan halkadır.

 

2*kardeşlik peygamber efendimizin(s.a.v.) gelecekte O’nu

 

görmeyipte sevenlere müjdesidir.

ebediyete uzanan bir köprüydü inen. O inen öyle mübarekti

ki gittikçe büyüyen semalarda, ne ateş durabilirdi yerin

kilometrelerce altında, ne de yıldızlar boşlukta kaymadan

asılı kalabilirlerdi telaşlarından. Öyle coşku ki sükûtluk altında

ezilmiş, öyle aşk ki mecnunu sevindirmiş. Bu bilinenin

içinde kayboluş, var olanın içinde yok oluş, adımları kutsal

soluğu her cana nefes. O kutlu gece ona dayanabilen taş

bağırlı Hira, ona ‘’ikra’’dedirten ise nurun içinden de seçilen

bir nur, hakiki insan, hakiki kul, sevgililer sevgilisi Hz.

Muhammed(sav).peygamber; aklın yittiği bir aşk kapısına

köprü, elçi ve naralarını işittiğimiz sağ eli göğsünde

âlemleri selamlayan bir ateş. Her gece gözyaşları içinde

eğildiğimiz secdedeki Kâbe, mutluluğun tacı bir melek,’’Hu

Allah’’haykırışlarının yükseldiği bir huzur. Rivayeti satılanların

ötesinden ötesine, insanı insan yapan o kulluk sıfatının

baş tacı.’’Kur’an-ı Kerim’’,ateşler içinde altın sarısı nağmeleri

ile parıldayan ’Kur’an-ı Kerim’.Nura yoldaş, sevgiliye

sevgili olanlara sırdaş, kuytu köşelerin ağır kokulu nefesiyle

kirlenen bu dünyayı arınmaya çağıran ’Kur’an-ı Kerim’. Dava,

savaş, zaruret olan ’Kur’an-ı Kerim’.Ey Rabbim! Ne çok seviliriz

ki senin katında her gün her parçamız, şevkimiz, aşkımız

itaat etmiş bu sözler huzurunda. Nasıl bir kelam ki bu,

bir harfi üzerine yazılsın diye ağaçlar kurban olmaya hazır.

Kimin yâri ki bu şeytanın içinden bile nurani yaşlar koparır.

Kime ki, kime ki bu teslimiyet tüm irşada egemen olsun? Ey

Settah! Ey Rahman! Biz maddiyatı boynuna tasma etmiş 1*

günaha yüzü dönük kullarına mı bu gönüllerin sultanı. O gül

kokulunun imtihan kokan kardeşlerine mi? 2* .Senin aşkın

nasıl alınır, sürülür ele göze. Böyle ağır bir yük insan sıfatına

layık mıdır?

’Kur’an-ı Kerim’ hissiyat âleminden bir parça ile telaffuz edilir.

Ama tefsiri; bu kelimenin ağırlığı, ancak hafız tarafından

anlatılabilir. Hafızlık… Hafızlık teninin her parçasını cesaret

duvarları ile ören meydandaki bir savaşçı mıdır? Semanın

hiç bitmez çığlıkları, el açanların ıstırapları mıdır? Sabahı

yaşayan, rahmetin uçsuz bucaksız toz maviliğini izleyen bir

tek onlar mıdır? Hüzün dağının zirvesine pişmişliğin adı, huzur

seccadesini sermek mi, yoksa çiğliğin adı, yeni bir günü

müjdelemek midir hafızlık? Yüzlerce imamın ’Allah-ü ekber’

sesine bir anda irşat kesilmek midir? İnsanın kalbinde var

olmuş her sevgiyi silmek ve yalnızca O’na ait olmak mıdır?

Ya da her soruya cevaben sessiz kalmak, ağırlığının altında

‘sessizliği’ ezmek midir? Tek bir odada dünyadan ayrı bir zaman

ve mekânda, sükûnetin esiri olmuş bir lahzada denileni

bilinmeyen gibi yaşamak mıdır?

Hafızlık, yaprakları hafif bir rüzgârda bile yere savrulan mücevher

adlı bir çiçektir aslında. Hafızlık yolunda olanlarda

onun hasbıhaline yoldaş ince bir sızıntı; su kaynağı. Çorak

topraklara efendi olsan da O’nu kalplerde yetiştirmek için

özen gerek, sabır gerek, manayı ayırmak öze öz katmak

gerek. Bu bir küçük çiçeğin koca kâinat karşısında mütevazılığını

almak gerek. Eteklerin, feracelerin, Mevlevilerin

altında aşkın ateşi ile dönmek gerek. Yunusun halk bağrını

açıp deşmek gerek. Yesevi misali 63 yaşında mezara girmek

gerek. Allah kelamını bilmek, benliğimizin acziyyetinin vermiş

olduğu hayâ ve en güzel nağmelerle kelama eşlik etmek

gerek. Hafızlık… Bu dünyada aynı dili konuşan, buhran ve

mâsivâdan sıyrılan birileri gerek.

Yarabbi ne güzel bir mertebe o öyle, nasıl bir teslimiyet?

Günlerce ağlanan secdede incilerle dolmuş, su fırçasından

dökülmüş bir ebru gibi buram buram Hak kokuyor. Hak’ın

gözleri; yakan gözleri, rahmeti; kelebekler gibi süzülen

cennet rahmeti, aşkı; her salisede binlerce mahlûkatın ‘Hu

Allah’ deyip deyip nefeslerin pervane gibi tutuştuğu aşkı,

O Ve Aşk’’

Evrensel Hafýzlar Derneði

www.ehad.org.tr

23Kas

Pupils might choose from a number of graduate – stage electives related-to their particular discipline or interests.

Now’s a superb time to check at what you actually wrote on the subject sentence. Within this paragraph is actually a demonstration of the usage of good style within the writing of an report. It is de CENTRAL idea to every paragraph. This isn’t always true, and some expert writers find reasons of style or content to gain the topic sentence somewhere else within the paragraph ( the very first sentence, the past sentence, or somewhere within the middle). (daha&helliip;)